OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ DERS NOTU
YÖNETİM ANLAYIŞI VE DİVAN-I HÜMAYUN
Osmanlı Devleti, küçük bir uç beyliğinden cihan devletine dönüşürken yönetim sistemini her zaman devletin ihtiyaçlarına göre şekillendirmiştir. Yönetim, daha kolay idare edebilmek için merkez ve taşra yönetimi olmak üzere ikiye ayrılırdı.
- Padişah: Devletin mutlak hakimi ve en üst düzey yöneticisidir. Yasalar, töre ve geleneklere uymak zorundadır.
Padişahların kullandığı ünvanlar zamanla "Bey, Han, Hüdavendigar, Sultan, Padişah" şeklinde değişmiştir. Unvanlardaki bu değişim, devletin siyasi gücünün arttığını ve sınırların genişlediğini gösterir.
- Divan-ı Hümayun: Devletin siyasi, askeri, hukuki ve mali işlerinin görüşüldüğü en önemli kurumdur.
Divan'da her türlü konu tartışılır, karara bağlanırdı ancak son söz her zaman padişaha aitti. Bu durum Divan'ın bir karar meclisinden ziyade "danışma meclisi" niteliği taşıdığını kanıtlar.
Divan toplantılarına ilk başlarda padişahlar başkanlık ederken, Fatih Sultan Mehmed Dönemi'nden itibaren başkanlık Veziriazamlara (Sadrazam) bırakılmıştır. Bunun temel amacı Divan üyelerinin fikirlerini daha rahat ifade etmelerini sağlamaktır.
Tablo 1: Divan-ı Hümayun Üyeleri ve Görevleri
Divan Üyesi | Günümüzdeki Karşılığı | Temel Görevi | Sınıfı |
| Veziriazam (Sadrazam) | Cumhurbaşkanı Yardımcısı | Padişahın vekili ve en yetkili kişidir. Padişahın mührünü taşır. | Seyfiye |
Kazasker | Adalet ve Milli Eğt. Bakanı | Adalet ve eğitimden sorumludur. Kadı ve müderris atamalarını yapar. | İlmiye |
Defterdar | Maliye Bakanı | Devletin mali (ekonomik) işlerinden, gelir ve giderlerinden sorumludur. | Kalemiye |
Nişancı | Tapu ve Kadastro Müdürü | Divan kararlarına padişah tuğrasını çeker, fethedilen toprakları tapuya kaydeder. | Kalemiye |
Şeyhülislam | Diyanet İşleri Başkanı | Divan kararlarının İslam dinine uygun olup olmadığına dair "fetva" verir. | İlmiye |
Kaptan-ı Derya | Deniz Kuvvetleri Komutanı | Donanma komutanıdır. Denizcilik işlerinden sorumludur. | Seyfiye |
EĞİTİM SİSTEMİ
Osmanlı'da eğitim, devletin nitelikli insan ve memur ihtiyacını karşılamak için geliştirilmiştir. Dini öğretim ile mesleki eğitim ön planda tutulmuştur.
- Sıbyan Mektepleri: Cami ve mescit yanlarında bulunan, 5-6 yaşlarındaki kız ve erkek çocuklara okuma-yazma ve temel dini bilgilerin verildiği ilkokul düzeyindeki okullardır.
- Medreseler: Fıkıh, hadis gibi dini bilimler ile matematik, tıp, astronomi gibi pozitif (akli) bilimlerin birlikte okutulduğu orta ve yükseköğretim kurumlarıdır. Öğrencilerine "talebe", öğretmenlerine "müderris" denirdi.
- Enderun Mektebi: Saray içinde yer alan bu okulda "devşirme" sistemiyle alınan zeki ve yetenekli çocuklar eğitim görürdü. Devletin yönetici, komutan (asker) ve sanatçı ihtiyacını karşılamıştır.
XVIII. yüzyıldan (18. yy) itibaren Avrupa'nın (Batı'nın) gerisinde kalındığı fark edilmiş ve Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (Deniz Harp Okulu), Mekteb-i Harbiye gibi Batı tarzı askeri okullar açılmıştır. Bu durum, Osmanlı'nın modernleşme ve yenilik sürecine girdiğini gösterir.
Osmanlı'da hukuk temel olarak ikiye ayrılırdı:
- Şer'i Hukuk: İslam dininin kurallarına dayanır. Evlenme, boşanma, miras gibi medeni konuları kapsar.
- Örfi Hukuk: Padişahın, devlet düzenini sağlamak için oluşturduğu kurallardır. Temelini Türk töresi oluşturur. Vergi ve devlet yönetimi konularını işler.
HAP BİLGİ: Hukuk kurallarının uygulanmasından ve adalet işlerinden sorumlu olan kişi, her davaya eşit ve adil bakan **"Kadı"**dır.
Tanzimat Döneminde Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir kurul tarafından hazırlanan "Mecelle", İslam dünyasındaki ilk medeni kanundur. Günlük yaşam ve borçlar, eşya, ticaret ilişkilerini sistemli bir şekilde düzenlemiştir.
Osmanlı sanatı, Türk kültürü, Doğu ve Batı sentezinin birleşimiyle kendine has bir estetik kazanmıştır. Sanat sadece göze değil ruhsal etkiye de odaklanırdı.
Tablo 2: Geleneksel Osmanlı Sanatları
Sanat Dalı | Açıklaması |
| Hat | Kur'an-ı Kerim'i ve önemli belgeleri estetik ve ölçülü biçimde Arap harfleriyle süsleyerek yazma sanatıdır. Yapan kişiye "Hattat" denir. |
Minyatür | Işık, gölge ve derinliğin olmadığı; tarihi olayların, savaşların anlatıldığı küçük ve renkli kitap resimleridir. |
Çini | Seramik veya fayansların üzerine genellikle bitki motifleri (çiçek vs.) çizilerek fırınlanıp sırlanmasıyla oluşan süsleme sanatıdır. |
Tezhip | Kitap sayfalarının ve el yazmalarının altın yaldızlar ve boyalarla süslenmesi sanatıdır. |
Ebru | Özel hazırlanmış suyun üzerine boyaların serpilip şekillendirilerek kağıda aktarılması sanatıdır. |
Osmanlı, 18. yüzyıldan itibaren mimaride Avrupa (Batı) mimarisinden etkilenmiştir. Bu döneme ait en güzel örnek Dolmabahçe Sarayı'dır.
- Millet Sistemi: Osmanlı şehirlerinde; Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin dini kurallarına ve geleneklerine göre barış ve huzur içinde bir arada yaşamasına dayanan esnek yönetim modeline denir.
- Bedesten: Günümüzün alışveriş merkezlerine (AVM) benzeyen, değerli kumaşların, ipek ve mücevherlerin satıldığı, sağlam taştan yapılmış büyük kapalı çarşılardır. Ticaretin kalbidir.
Bir kişinin kendi malını veya mülkünü, toplumun eğitim, sağlık, barınma gibi yararlarına karşılıksız olarak bağışlamasına "Vakıf" denir. Osmanlı bir "Vakıf Medeniyeti" idi. Eğitim kurumları (medrese), hastaneler (darüşşifa), aşevleri (imaret) ve çeşmeler bu sayede inşa edilirdi.
Vakfedilen bir mal asla satılamaz, devredilemez ve bir başkasına miras olarak bırakılamaz. Vakıflar devletin "Sosyal Devlet" (halkına ücretsiz hizmet götüren devlet) anlayışını yansıtır.
- Ahilik: Anadolu'da Ahi Evran tarafından kurulan, esnaf ve sanatkarları hem mesleki hem de ahlaki yönden (doğruluk, yalan söylememek, müşteriyi aldatmamak) yetiştiren sosyo-ekonomik kurumdur. Ahilikte “Halka hizmet, Hakk’a hizmet” inancı esastır.
- Bacıyan-ı Rum (Anadolu Kadınlar Birliği): Ahiliğin kadınlar tarafından oluşturulan koludur. Kadınlar burada dokumacılık, çadır yapımı gibi zanaatlar öğrenir ve ekonomiye katkı sağlarlardı.
Ahilikte eğitim çırak-kalfa-usta ilişkisine dayanırdı. Eğitimini ve ahlaki gelişimini tamamlayan kalfaların, ustalarının rızasıyla bellerine kuşak bağlanarak "Usta" unvanı aldıkları mezuniyet törenine "Şed Kuşanma Töreni" denirdi.
Ahilik teşkilatına sadece Müslüman esnaflar üye olabiliyorken, zamanla büyüyen devlette Ahiliğin yerini alan Lonca teşkilatına gayrimüslim (Müslüman olmayan) esnaflar da üye olabilmiştir.
- Pabucu Dama Atılmak: Lonca teşkilatında ürün kaliteleri çok sıkı denetlenirdi. Hatalı ve kalitesiz mal üreten, halkı kandıran esnafın dükkanı kapatılır ve ürettiği hatalı ayakkabı (pabuç) herkese ibret olsun diye dükkanının çatısına (damına) atılırdı. Bu deyim günümüze bu katı denetim sisteminden ulaşmıştır