II. DÜNYA SAVAŞI
- Savaşın Başlaması: II. Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939 tarihinde Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle resmen başlamıştır.
- Atatürk'ün Dış Politika Anlayışı: Gerçekçi, dengeli, barışçı ve millî bir siyaset üzerine kuruludur.
- Savaşın Bitimi: ABD'nin 1945'te Japonya'ya (Hiroşima ve Nagazaki) iki atom bombası atması ve Japonya'nın teslim olmasıyla savaş sona ermiştir.
Savaşın Nedenleri
- I. Dünya Savaşı sonrası imzalanan barış antlaşmalarının (özellikle Versay) ağır şartlar içermesi ve kalıcı barışı sağlayamaması.
- Dünya barışını sağlamak için kurulan Milletler Cemiyeti'nin büyük devletlerin çıkarlarına hizmet etmesi.
- Almanya, İtalya ve Japonya'nın saldırgan ve yayılmacı (sömürgeci) politikalar izlemesi.
- Faşizm, Nazizm ve Komünizm gibi totaliter ve baskıcı rejimlerin yaygınlaşması.
Müttefik Devletler (Kazananlar) | Mihver Devletler (Kaybedenler) |
| İngiltere | Almanya |
Fransa | İtalya |
Sovyetler Birliği (SSCB) | Japonya |
ABD (Sonradan katıldı) |
Atatürk, dünyadaki siyasi gelişmeleri yakından takip ederek II. Dünya Savaşı'nın çıkacağını yıllar öncesinden öngörmüştür. 1932 yılında ABD Generali Mac Arthur ile yaptığı görüşmede; Almanya'nın Versay Antlaşması'nı bozup saldırıya geçeceğini, Rusya'ya gireceğini fakat buz çöllerinde yenileceğini nokta atışı tahmin etmiştir.
- Almanya Hakkındaki Tespiti: Almanların çalışkan ve disiplinli bir millet olduğunu, millî ihtiraslarına kapılıp Versay Antlaşması'nın getirdiği olumsuzlukları yok etmek için saldırganlaşacağını belirtmiştir.
- İtalya Hakkındaki Tespiti: İtalya'nın geliştiğini kabul etmiş ancak askerî bir güç oluşturmaktan henüz uzak olduğunu belirtmiştir.
Atatürk'ün savaşın çıkacağına dair yaptığı siyasi ve askerî tespitlerin aynen gerçekleşmesi, onun en çok "İleri Görüşlülük" ve "Öngörülülük" kişilik özelliklerini kanıtlar. Ayrıca Atatürk, "Milletin hayatı bir tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir." diyerek "Barışçı" bir lider olduğunu göstermiştir.
Atatürk, fırtınanın kopacağını önceden gördüğü için hem ekonomik tedbirler almış hem de sınırlarımızı güvence altına alacak uluslararası adımlar atmıştır.
Tarih | Alınan Önlem | Amacı / Önemi |
| 1932 | Milletler Cemiyeti'ne Üyelik | Dünya barışına katkıda bulunmak ve uluslararası alanda yer almak. |
1934 | Balkan Antantı | Batı sınırlarımızı güvence altına almak. |
1936 | Akdeniz Paktı | İtalya'nın Akdeniz'deki saldırgan ve yayılmacı politikalarına karşı önlem almak. |
1936 | Montrö Boğazlar Sözleşmesi | Boğazlarda tam egemenlik sağlayarak Boğazların güvenliğini temin etmek. |
1937 | Sadabat Paktı | Doğu ve güney sınırlarımızı (Ortadoğu'daki tehlikelere karşı) güvence altına almak. |
Türkiye, savaş boyunca tarafsız kalmaya çalışmış ve bir "Denge Politikası" izlemiştir. Müttefik ve Mihver Devletler, Türkiye'nin sahip olduğu stratejik jeopolitik konum nedeniyle ülkemizi kendi yanlarında savaşa sokmak için büyük baskılar yapmışlardır. Türkiye bu süreçte İngiltere, Fransa ve Almanya ile çeşitli saldırmazlık ve yardımlaşma antlaşmaları imzalayarak fiili savaştan uzak durmayı başarmıştır.
UYARI!
Türkiye, II. Dünya Savaşı'nda fiili olarak hiçbir cephede askerî çatışmaya girmemiştir. Ancak savaşın en sonunda (1945), Almanya ve Japonya'ya kâğıt üzerinde savaş ilan ederek Müttefik Devletler safında yer almıştır. Türkiye'nin savaşa girmesinin temel nedeni; savaş sonrasında kurulacak olan ve uluslararası barışı hedefleyen Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatına kurucu üye olabilmektir.
- Savaşı Müttefik Devletler kazanırken, Mihver Devletler kaybetmiştir.
- Dünya barışını korumak için Milletler Cemiyeti'nin yerine Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuştur.
- Faşizm ve Nazizm gibi baskıcı rejimler yıkılmış, Asya ve Afrika'da sömürgelere karşı bağımsızlık mücadeleleri başlamıştır.
- Dünya siyasetinde güç dengeleri değişmiş; ABD liderliğinde "Batı Bloku", SSCB (Sovyetler Birliği) liderliğinde "Doğu Bloku" oluşmuş ve "Soğuk Savaş Dönemi" başlamıştır.
- Almanya, Doğu ve Batı Almanya olmak üzere ikiye bölünmüştür.
- 80 milyona yakın insan hayatını kaybetmiş, sivil kayıpların çokluğu nedeniyle temel insan haklarını korumanın önemi artmıştır