ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ VE ÖLÜMÜNÜN YANSIMALARI
- Hastalığı: Atatürk'e siroz teşhisi ilk olarak Yalova gezisinde Dr. Nihat Reşat Belger tarafından konulmuştur.
- "Şahsi Meselem": Doktorların dinlenmesini istemesine rağmen Atatürk'ün hastalığı sırasında ilgilendiği en önemli dış politika konusu Hatay meselesidir.
- Vasiyeti: 5 Eylül 1938'de İş Bankası hisselerinin gelirlerinin bir kısmını Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK)'na bırakmıştır. Bu durum onun Türk kültürüne verdiği önemin kanıtıdır.
- Vefatı: 10 Kasım 1938, saat 09.05'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etmiştir.
- Yeni Cumhurbaşkanı: Atatürk'ün vefatının hemen ardından 11 Kasım 1938'de TBMM olağanüstü toplanmış ve İsmet İnönü 2. Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
- Anıtkabir Mimarları: Anıtkabir'in projesi yarışmayla belirlenmiş olup, mimarları Orhan Arda ve Emin Onat'tır.
Atatürk’ün hastalığı giderek ağırlaşmasına rağmen, 1938 yılının Mayıs ayında Hatay'ın ana vatana katılması için Mersin ve Adana'ya giderek uluslararası toplantılara katılması; onun vatansever, kararlı, özverili ve fedakâr bir kişiliğe sahip olduğunun en büyük göstergesidir. Hastalığının dışarıda duyulmasını istememiş, ülkesinin çıkarlarını kendi sağlığından üstün tutmuştur.
1. ATATÜRK'ÜN CENAZE VE NAKİL SÜRECİ
Atatürk'ün naaşı vefatından sonra kalıcı istirahatgâhı olan Anıtkabir'e taşınana kadar belirli aşamalardan geçmiştir.
Tarih | Yaşanan Gelişme / Olay |
| 16-18 Kasım 1938 | Atatürk'ün naaşı Dolmabahçe Sarayı'nda Türk halkının ziyaretine açıldı. |
19 Kasım 1938 | Dolmabahçe'de cenaze namazı kılındı. Tabut, Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e, oradan özel bir trenle Ankara'ya doğru yola çıkarıldı. |
21 Kasım 1938 | Ankara'ya ulaşan naaş, resmî törenin ardından geçici kabri olan Ankara Etnografya Müzesi'ne yerleştirildi. |
9 Ekim 1944 | Ankara Anıttepe'de (eski adıyla Rasattepe) Anıtkabir'in inşasına başlandı. |
10 Kasım 1953 | Anıtkabir'in inşasının bitmesinin (1 Eylül 1953) ardından, Atatürk'ün naaşı görkemli bir törenle Etnografya Müzesi'nden alınarak Anıtkabir'e defnedildi. |
Yurt dışındaki pek çok gazetenin Atatürk'ün vefatını manşetlere taşıması, farklı ülkelerin devlet başkanlarının (İngiltere Başbakanı Lloyd George, Hindistan Başbakanı Nehru, Afgan Kralı Amanullah Han vb.) taziye mesajları yayınlaması; Atatürk’ün sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da değer verdiği "evrensel" bir lider olduğunun kanıtıdır.
2. ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜNÜN YANSIMALARI
Atatürk'ün vefatı, yalnızca Türk milleti için değil, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırmıştır.
Yurt İçindeki Yansımalar (Ulusal Basın ve Halk)
- Millî Yas: Vefat haberi tüm yurtta derin bir üzüntüyle karşılanmış, millî yas ilan edilerek bayraklar yarıya indirilmiştir.
- Basının Tutumu: 10 Kasım günü gazeteler 2. baskıyı çıkarmış, 11 Kasım 1938'de ise gazeteler siyah başlıklarla ve sürmanşetlerle çıkmıştır. Köşe yazılarında bu acı dile getirilmiştir (Örneğin Falih Rıfkı Atay'ın Ulus gazetesindeki başyazısı).
- Halkın Sevgisi: Yurdun dört bir yanından TBMM'ye ve hükûmete taziye mektupları gönderilmiş, cenaze törenlerine kadın, erkek, genç, yaşlı yüzbinlerce insan gözyaşları içinde katılmıştır.
- Yabancı ülkelerdeki elçilikler bayraklarını yarıya indirerek matemimize katılmıştır.
- Suriye basını Atatürk'ün kaybının sadece Türk ulusu için değil, Doğu ulusları için de büyük kayıp olduğunu yazarak onun sömürülen mazlum milletlere örnek olduğuna dikkat çekmiştir.
- İran basını gibi birçok basın organı, Atatürk gibi dehaların eserleriyle daima yaşayacağını belirtmiştir.
- UNESCO Kararı: Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Atatürk'ün barış yolundaki çabalarını, inkılapçılığını, insan haklarına saygısını ve evrenselliğini (renk, din, ırk ayrımı gözetmemesini) gerekçe göstererek 1981 yılını "Atatürk Yılı" ilan etmiştir.
- Hastalığına rağmen Hatay için çalışması ➔ Vatanseverlik, Fedakârlık, Kararlılık
- Dünya liderlerinin O'nu övmesi ➔ Evrensel bir lider olması, Dünya barışına katkısı
- İş Bankası mirasını TTK ve TDK'ye bırakması ➔ Millî Kültüre Değer Vermesi