www.devo.com.tr adresinde öğretmenler gününe özel eğitim materyallerinde çeşitli indirimler vardır.

Merhaba Ziyaretçi

testkutusu

Yerebatan Sarnıcı

'Fotoğraf ve Resimler' forumunda erkanisanmaz tarafından 25 Ocak 2007 tarihinde açılan konu

  1. erkanisanmaz

    erkanisanmaz Site Yöneticisi Site Yetkilisi Admin

    Katılım:
    20 Ocak 2007
    Mesaj:
    5,360
    Alınan Beğeniler:
    939
    Ödül Puanları:
    113
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    **YereBatan Sarnıcı** (İstanbul)


    Ayasofya’nın güneybatısında ve biraz ilerisindedir. Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılmıştır. Sarnıcın yerinde daha önce Genç Roma Çağında muhtemelen III-IV.yy’da yapılmış olan, ticari ve hukuki işlerde, bilim ve sanat faaliyetlerinde büyük bir Basilika kullanılıyordu.476 yılında çıkan bir yangında tamamen harap olduktan sonra İlius tarafından yeniden yaptırılan ve tekrar bir yangın felaketine uğrayan ve 532 yılında şehri kasıp kavuran Nika isyanında, Basilika’nınmermer heykeli vardı. Eski kaynaklar bu yerde yüzü sütunlu revaklarla çevrili üstü açık bir avlu su Ayasofya’ya dönük belirtmiştir. Hz. Süleyman’ı elini çenesine Hz. Süleyman’nın bronz heykelinin bulunduğunu dayamış vaziyette,kendi eserinden çok daha güzel olan hayretle temaşe ettiğini gösteren bu heykel Ayasofya’yı daha sonra imparator kaldırılmıştır. Bilindiği gibi İsrail hükümdarı I. Basilius (867-886) tarafından Hz. Süleyman’ı kendi adına Kudüs’te yaptırdığı mabet yeryüzünde Ayasofya’ya gelinceye kadar yapılmış olan mabetlerin en güzeli en muhteşemi olarak biliniyordu. Daha sonra İmparator Basilius’un sözü geçen heykeli eridikten sonra kendi heykelini koydurduğu söylenmektedir. İmparator Justinianus yangına uğramış olan büyük basilika’nın yaklaşık 542 yılında, rivayetlere göre 7.000 kölenin çalıştığı bu sarnıcı inşa ettirmiştir. Ve sarnıç ismini yakınındaki İlius Basilika’ndan almıştır. Basilika Sarnıcı’nın suyu İmparator Valens tarafından (368) yılında yaptırılan 971 m. uzunluğundaki Valens (Bozdoğan) kemeri ile İmparator Justinianus’un yaptırdığı 115.45 m. uzunluğundaki Mağlova Kemeri yardımıyla şehre 19 km. Mesafede Belgrat ormanlarındaki Eğrikapı su taksim merkezinden gelmektedir.
    Basilika Sarnıcının planı yüzyılımızın başında Alman Deniz Altıcıları çıkarmıştır. Buna göre uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. diktörtgen biçimde bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde her biri 9 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane 12 sıra meydana getirirler. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı hatırlamakta ve ziyaretçiyi sarnıca girer girmez etkilemektedir. Sarnıcın tavan ağırlığı haç biçiminde tonozlar yuvarlak, kemerler vasıtasıyla sütunlara aktarılmıştır, çoğunluğu daha eski yapılardan toplandığı anlaşılan ve çeşitli mermer cinslerinden granitten yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmıda üst üste iki parçadan oluşmaktadır. Bu sütunların başlıklarında yer yer farklı özellikler taşır. Bunlardan 98 adedi Corinth Üslubu yansıtırken bir bölümünde Dor üslübunu yansıtmaktadır.Sarnıcın tuğladan örülmüş 4.80 m. kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9.800 m2 bir alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir. Sarnıçtaki sütunların, köşeli veya yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç büyük çoğunluğu silindir biçimindedir. Bu sütunlar içerisinde üzeri oyma ve kabartma halinde Tavuz Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinin tekrarıyla süslenmiş olanı özellikle dikkati çeker. Bu sütun Bizans devrinde “Farum Tauri” denilen bugünkü Beyazıt meydanında kalıntıları bulunan IV. yy. zamanına ait büyük Theodesiusun (379-395) zafer takındaki sütunları benzeridir. Bir söylentiye göre, üzerindeki şekillerin gözyaşına benzemesin nedeni Büyük Basilika’nın inşasında ölen yüzlerce kölenin anısına dikilmiş ve çağlar boyu onların dramını anlatarak gelmiştir.Sarnıcın orta yerini geçtikten sonra, güneybatı duvarından içeriye doğru, yaklaşık 40 m. uzunluğunda 30 m. genişliğinde düzensiz bir çıkıntı halinde görülen kısım ağırlığı taşıyabilmesi için geçmiş yüzyıllarda yapılan onarımlar sırasında örülen duvarlardır. En uzun yerinde 9 sütun, en dar yerinde ise 2 sütun olmak üzere toplam 40 sütun bu duvarların arkasında kaldığı için görülmemektedir.
    Sarnicin kuzeybati kosesindeki iki sutunun altinda kaide olarak kullanilan iki Medusa basi Roma Cagi heykeltraslik sanatinin saheser orneklerindendir. Sarnici ziyarete gelenlerin hayretler icersinde seyrettikleri IV.yy. ait bu baslarin hangi yapidan alinarak buraya getirildigi konuda kesin bir bilgi olmamakla birlikte Genc Roma Cagi'na ait antik bir yapidan sokulerek buraya getirildigi ve sutun kaidesi olarak kullanilmalarini aciklayan yazili bir bilgiye rastlanmamakla birlikte Medusa Heykellerinin Sarnicin insasinda salt sutun kaidesi olarak ihtiyac oldugu icin kullanildigi gorusu arastirmacilar arasinda genel kabul gormektedir. Medusa'yla ilgili mitolojiye dayandirilan bir cok soylentiyle tarihin eski caglarina dogru bir yolculuk yapmak istersek su gibi rivayetlerle karsilasabiliriz.Bir soylentiye gore Medusa Yunan Mitolojisinde yeraltı dunyasinin disi canavari olan uc Gorgonadan biridir. Bu uc kiz kardesten yalnizca yilan basli Medusa olumludur. Ve kendisine bakanlari tasa cevirme gucune sahiptir. o donemde buyuk yapilari ve ozel yerleri kotuluklerden korumak amaciyla Gorgona kafalarinin resim ve heykellerinin konuldugu, Medusaninda bu dusunceyle buraya konuldugu zannedilmektedir. Yine bir rivayete gore Medusa siyah gozleri, uzun saclari ve guzel vucudu ile ovunen bir kizdi. uzun zamandan beri Yunanli Tanri Zeus'un oglu Perseus'u sevmektedir. Bu arada Tanrica Athene'de Perseus'u sevmekte ve Medusa'yi kiskanmaktadir. Bunun icin Tanrica Athene Medusa'nin saclarini korkunc yilanlar bicimine sokar. Artik medusa kime baksa, baktigi kimse tas kesilir. daha sonra onu bu bicimde gorem Perseus heyecanla Medusa'nin buyulendigini dusunerek basini keser, basini eline alip dusmanlarini tasa cevirerek bir cok savaslara kazanir. Bu olaydan sonra Medusa'nin eski Bizans'ta kilic kabzalaria ve sutun kaidelerine ters ve yan olarak islendigi soylenmektedir. Diger bir rivayete gore ise Medusa kendisine bakanlari tasa cevirme ozelliginden dolayi, kendisini bazen Perseus'un kilicinda bazen de aynaya bakip goruyor ve kendisini tasa ceviriyor. Bunun icin buradaki heykeli yapan heykeltras isiginyansima pozisyonlarina gore Medusa'yi uc ayri pozisyonda yapmistir. 1. normal olan yani su anda Didim'de olan 2. ters olan 3.yan olan buradaki heykel Didim'den getirtilmistir. Roma Cagi heykelciliginin onemli eserlerinden olan dev buyuklukteki iki Medsua basi ters ve yan duruslariyla insanlarin buyuk ilgisini cekmeye devam ederken o tarihten bugune Basilika Sarnicinda sular ahenkle damla*************** sarnicin yari karanlik gizemli atmosferinde dolasanlara Medusa'nin sarkisini mirildanmaktadir.

    SARNICA OSMANLININ KATKISI:
    Basilika Sarnıcı kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı İmparotorluğu döneminde iki defa restora edilen sarnıcın ilk onarımı 18. yy.’da III. Ahmet zamanında (M 1723) Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. 19. yy.’da ikinci büyük onarım Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) zamanına isabet eder. Sarnıcın ortasına doğru kuzeydoğu duvarı önünde yeralan 8 sütun, 1955-1960 yıllarında yapılan bir inşaat sırasında kırılma tehlikesine maruz kaldıklarından bunların her biri kalan bir beton tabaka içine alınarak dondurulmuş ve bu yüzden eski özelliklerini kaybetmişlerdir.
    Basilika Sarnıcı kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir.
    Bizans Devrinde civarda geniş bir sahayı kaplayan İmparotorların ikamet ettiği büyük sarayın ve bölgedeki su ihtiyacını karşılayan Yerebatan Sarnıcı, Istanbul’un Osmanlılar tarafından 1453 yılında fethinden sonra, bir müddet daha kullanılmış ve padişahların oturduğu Topkapı Sarayı’nın bahçelerine buradan su verilmiştir. Durgun su yerine çeşme suyunu yani akan suyu tercih eden Osmanlılar’ın şehirde kendi su tesislerini kurduktan sonra burayı kullanmamışlar.
     
  2. zeki doğan

    zeki doğan Çalışkan Üye Üye

    Katılım:
    5 Eylül 2007
    Mesaj:
    3,303
    Alınan Beğeniler:
    195
    Ödül Puanları:
    63
    Yerebatan Sarnıcı

    2001 yılında gezmiştim.Ürpertici ve büyüleyici bir havası var...
     
  3. furkankaya1995

    furkankaya1995 Meşhur Osmanlı Arması Üye

    Katılım:
    19 Ekim 2008
    Mesaj:
    629
    Alınan Beğeniler:
    1
    Ödül Puanları:
    16
    Yerebatan Sarnıcı

    bnde gzmk isterdim açıkçası
     

Bu Sayfayı Paylaş