EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde ülkede medreseler, Avrupa tarzı okullar, azınlık okulları ve yabancı devletlere ait okullar birbirinden bağımsız bir şekilde eğitim veriyordu. Bu durum ülkede eğitim, öğretim ve kültür birliğinin olmamasına, farklı düşünce yapısına sahip insanların yetişmesine neden oluyordu. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte çağdaş, millî ve laik bir nesil yetiştirmek için çok önemli adımlar atıldı.İşte bu alanda yapılan en önemli yenilikler:
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası - 3 Mart 1924)
Mustafa Kemal, cehaletle savaşın en az düşmanla savaşmak kadar önemli olduğuna inanıyordu. Eğitimde birliği sağlamak için Halifeliğin kaldırıldığı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
- Türkiye'deki yabancı ve azınlık okulları dâhil bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına (Maarif Vekâleti) bağlandı.
- Eğitim ve öğretimde birlik sağlandı, böylece toplumda kültür birliği için en büyük adım atılmış oldu.
- Yabancı okullarda Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından ve Türkçe okutulması zorunlu hâle getirildi.
- Kanunun ardından 11 Mart 1924'te medreseler kapatılarak akılcı ve bilimsel eğitime geçildi.
Harf İnkılabı (1 Kasım 1928) ve Millet Mektepleri (1 Ocak 1929)
Eskiden kullanılan Arap harfleri, Türkçenin dil ve ses yapısına uygun değildi ve okuma yazmayı zorlaştırıyordu. Mustafa Kemal'in kurduğu bir komisyonun çalışmalarıyla Türkçenin ses yapısına en uygun olan Latin harfleri temel alınarak "Yeni Türk Alfabesi" hazırlandı.
Harf İnkılabının Nedenleri | Harf İnkılabının Sonuçları |
| Arap harflerinin Türkçenin ses yapısına uygun olmaması. | Okuma ve yazma çok kolaylaştı. |
Okuma ve yazmanın zor olması. | Toplumda okuryazar oranı hızla arttı. |
Eğitimin modern ve çağdaş bir yapıya kavuşturulmak istenmesi. | Konuşma dili ile yazı dili arasındaki uyumsuzluklar giderildi. |
Millî kültür ve dilin gelişmesinin sağlanmak istenmesi. | Millî dil ve kültürün gelişmesi sağlandı. |
Yetişkinlere (16-45 yaş arası) yeni harfleri öğretmek ve ülkedeki okuma yazma oranını artırmak amacıyla 1 Ocak 1929'da Millet Mektepleri açıldı. Bu okullarda vatandaşlara okuma yazmanın yanında sağlık, hesap ve vatandaşlık bilgisi gibi dersler de verildi.
Millî Kültürü Geliştirme Çalışmaları (TTK ve TDK)
Kültürün oluşmasında ve yeni nesillere aktarılmasında tarih ve dil en önemli iki unsurdur. Atatürk, millî kültürümüzü korumak ve geliştirmek için iki önemli kurumun açılmasına öncülük etmiştir:
- Türk Tarih Kurumu (TTK - 1931): Türk tarihini köklerinden itibaren derinlemesine araştırmak, Türklerin dünya medeniyetine katkılarını bilimsel olarak kanıtlamak ve Türk milletine tarih sevgisini aşılamak amacıyla kurulmuştur. "Belleten" adında bir dergi çıkarmışlardır.
- Türk Dil Kurumu (TDK - 1932): Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak, zenginliğini ortaya çıkarmak ve Türkçeyi bir bilim dili hâline getirmek amacıyla kurulmuştur.
Çağdaş Üniversite Reformu (1933)
Atatürk, kalkınmanın ancak çağdaş ve bilimsel eğitimle mümkün olacağına inanıyordu. Osmanlı Devleti'nden kalan tek yükseköğretim kurumu olan Darülfünun beklentileri karşılayamıyordu.
- İsviçreli bilim insanı Prof. Dr. Albert Malche (Malşe) Türkiye'ye davet edilerek bir rapor hazırlaması istendi.
- Bu rapor doğrultusunda 1933'te Darülfünun kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi açıldı.
- Amaç: Araştıran, sorgulayan, deney ve gözleme önem veren, bilimsel düşünceyi rehber edinen dinamik ve çağdaş bilim insanları yetiştirmektir.
Atatürk, "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir." diyerek sanata verdiği önemi göstermiştir.
- Sanat: Osmanlı'dan kalan güzel sanatlar okulu Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel Sanatlar Akademisine dönüştürüldü. Müzik öğretmeni yetiştirmek için Musiki Muallim Mektebi açıldı. 1937'de Türkiye'nin ilk Resim ve Heykel Müzesi açıldı.
- Spor: Sporun yaygınlaşması için 1922'de Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı kuruldu. 1924 Paris Olimpiyatları'na Türk sporcuların ilk kez katılması sağlandı. Beden eğitimi öğretmenleri yetiştirmek için okullar açıldı
