ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Atatürk dönemi dış politikası genel olarak iki ana döneme ayrılır:- 1923 - 1930 Arası: Lozan'da çözülemeyen veya yarım kalan sorunların çözülmesi hedeflenmiştir.
- 1930 - 1938 Arası: II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı ülke güvenliğini (özellikle sınırları) sağlamaya yönelik adımlar atılmıştır.
1. Yabancı Okullar Sorunu
Osmanlı Devleti zamanında açılan yabancı okullar, zamanla zararlı faaliyetlerin merkezi haline gelmişti.
- Çözüm: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 1925 Genelgesi ile tüm okullar MEB'e bağlandı. Tarih, coğrafya, yurt bilgisi gibi derslerin Türk öğretmenler tarafından ve Türkçe okutulması, Türk müfettişlerce denetlenmesi zorunlu kılındı. Kurallara uymayan okullar kapatıldı.
- En çok sorun yaşanan ülke: Fransa.
Türkiye, yabancı devletlerin bu okullar bahanesiyle itiraz etmelerine izin vermemiş ve konuyu görüşmeyi reddetmiştir. Bu durum Türkiye'nin meseleyi bir "İç Mesele" olarak gördüğünü ve "Bağımsız Devlet" (Tam Bağımsızlık) anlayışından taviz vermediğini gösterir.
2. Dış Borçlar Sorunu
Lozan'da Osmanlı'dan kalan borçların, Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında paylaştırılması ve Düyûn-u Umûmiye idaresinin kaldırılması kararlaştırılmıştı.
- Gelişme: En çok borcumuzun olduğu Fransa ile ödeme planı (taksitlendirme) yapıldı.
- Kriz: 1929 Dünya Ekonomik Krizi nedeniyle Türkiye borçları ödemekte zorlandı ve borçlar yeniden yapılandırıldı. Son borç 1954 yılında ödenerek bitti.
Dış borçlar sorununun çözümü, Türkiye'nin "Ekonomik Bağımsızlığını" güçlendirmiştir. 1929 Krizi'nin ülkemizi etkilemesi ise dünyadaki gelişmelerin iç ekonomimize yansıdığını gösterir.
3. Musul Sorunu (Irak Sınırı)
Lozan'da Türkiye ile İngiltere arasında anlaşılamadığı için sonraya bırakılmıştı.
- Gelişme: İkili görüşmelerden sonuç çıkmayınca konu Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) taşındı. Cemiyet, İngiltere'nin etkisiyle Musul'u Irak'a (İngiliz mandası) bıraktı.
- İç Sorun-Dış Sorun Etkisi: Türkiye askerî harekât hazırlığı yaparken doğuda Şeyh Sait İsyanı çıktı. Bu isyan nedeniyle Türkiye askeri müdahale yapamadı.
- Sonuç: 1926 Ankara Antlaşması imzalandı. Musul ve Kerkük Irak'a bırakıldı. Karşılığında Musul petrollerinin %10'u 25 yıllığına Türkiye'ye verilecekti.
Şeyh Sait İsyanı yüzünden Musul'un kaybedilmesi, "İç sorunların, dış politikayı olumsuz etkilediğine" en güzel örnektir. Musul'un kaybedilmesi Misakımillî'ye aykırıdır.
4. Nüfus Mübadelesi (Etabli/Yerleşik) Sorunu
Lozan'a göre İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler yerlerinde kalacak (Etabli/Yerleşik sayılacak), diğer bölgelerdekiler karşılıklı olarak yer değiştirecekti.
- Sorun: Yunanistan İstanbul'da daha fazla Rum bırakmak isteyince sorun çıktı.
- Mütekabiliyet (Karşılıklılık): Yunanistan'ın Türklerin mallarına el koymasına karşılık, Türkiye de İstanbul'daki Rumların mallarına el koydu.
- Sonuç: 1930'da imzalanan antlaşma ile sorun barışçıl bir şekilde çözüldü.
Bu sorunun barışçıl çözümü, Türk-Yunan dostluğunu başlatmış ve ileride Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.
BÖLÜM 2: II. DÜNYA SAVAŞI TEHLİKESİNE KARŞI ALINAN ÖNLEMLER (1930 - 1938)
1. Milletler Cemiyetine Giriş (1932)
- Öncesi: Türkiye, cemiyetin büyük devletlerin (özellikle İngiltere) çıkarlarını koruması ve Musul meselesindeki taraflı tutumu yüzünden başlarda bu cemiyete girmek istememiştir.
- Gelişme: Türkiye, barışçı dış politikası sayesinde İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyete davet edildi ve 1932'de üye oldu.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine üye olması "Dünya barışına katkıda bulunmak (Barışçılık)" ilkesinin en net göstergesidir.
2. Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937)
Özellik | Balkan Antantı (1934) | Sadabat Paktı (1937) |
| Kurulma Sebebi | Almanya ve İtalya'nın Avrupa'da yayılmacı politika izlemesi. | İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'ya yayılmak istemesi. |
Amacı | BATI sınırlarımızı güvence altına almak. | DOĞU ve GÜNEY sınırlarımızı güvence altına almak. |
Katılan Ülkeler | Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya (Şifre: TaYYaR) | Türkiye, İran, Irak, Afganistan (Şifre: ATİİ / İİTA) |
Katılmayan Ülkeler ve Nedenleri | Bulgaristan (Yayılmacı emelleri vardı), Arnavutluk (İtalya'dan korktu). | Suriye (Türkiye ile Hatay sorunu yaşıyordu). |
3. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936)
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi başkanı Türk olan uluslararası bir "Komisyon"a bırakılmış ve Boğazların iki yakası silahsızlandırılmıştı.
- Gelişme: Almanya ve İtalya'nın saldırgan politikaları sebebiyle Boğazların güvenliği tehlikeye düştü. Türkiye diplomasiyi kullanarak ilgili devletleri toplantıya çağırdı.
- Sonuç: Komisyon kaldırıldı, yönetim tamamen Türkiye'ye geçti. Türkiye'nin Boğazlar'da asker bulundurmasına izin verildi.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'da Misakımillî'ye aykırı olan bir durum ortadan kalkmış, Misakımillî'ye uygun hale getirilmiştir. Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki "Tam Egemenlik" hakkı sağlanmıştır. Konunun masada (diplomasiyle) çözülmesi "Barışçılık" ilkesiyle ilgilidir.
4. Hatay'ın Anavatana Katılması (1939)
- 1921 Ankara Antlaşması ile Hatay, Fransız mandasındaki Suriye'ye bırakılmıştı.
- 1936'da Fransa bölgeden çekilince, Atatürk konuyu Milletler Cemiyetine taşıdı.
- Önce Hatay Bağımsız Cumhuriyeti (1938) kuruldu (İlk ve tek Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen). Daha sonra Hatay Meclisi kararıyla 1939'da Türkiye'ye katıldı.
Mustafa Kemal Atatürk, hastalığına (siroz) rağmen Hatay meselesiyle bizzat ilgilenmiş, Hatay'ın bağımsız olduğunu görmüş ancak Türkiye'ye katıldığını (1939) vefat ettiği için görememiştir. Bu durum onun vatansever, fedakâr ve kararlı kişiliğinin kanıtıdır.
KONULARIN MISAK-I MİLLİ VE BAĞIMSIZLIK AÇISINDAN DURUMU
Dış Politika Gelişmesi | Lehime (Olumlu) mi? Aleyhime (Olumsuz) mi? | Misak-ı Milli'ye Uygun mu? |
| Yabancı Okullar | Lehimize Çözüldü (İç mesele sayıldı) | - (Tam Bağımsızlığa Uygun) |
Musul Sorunu | Aleyhimize Çözüldü (Irak'a bırakıldı) | Uygun Değil (Taviz verildi) |
Montrö Boğazlar Sözleşmesi | Lehimize Çözüldü (Komisyon kalktı) | Tamamen Uygun (Kazanım) |
Hatay'ın Katılması | Lehimize Çözüldü (Sınırlarımıza dahil oldu) | Tamamen Uygun (Kazanım |
