www.devo.com.tr adresinde öğretmenler gününe özel eğitim materyallerinde çeşitli indirimler vardır.

Merhaba Ziyaretçi

testkutusu

Vatan

'8. Sınıf Ders Notları' forumunda Performans tarafından 24 Şubat 2007 tarihinde açılan konu

  1. Performans

    Performans Çalışkan Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    1,561
    Alınan Beğeniler:
    11
    Ödül Puanları:
    38
    VATAN (ÜLKE-YURT)

    Vatan,devletin hakimiyet alanı ve sınırlarını meydana getiren toprak parçasıdır.Deniz ve hava sahası,yer altı yer üstü kaynakları vatan kavramının birer parçasıdır.Toprak olmaksızın hakimiyet kurulamaz.Hâkimiyet olmayınca da devlet olmaz.Vatansız devlet düşünülemez.Her devletin mutlaka bir vatanı vardır.
    Vatan kavramı yaklaşım ve algılayış bakımından tarihsel bir evrim geçirmiştir.Dolayısıyla geleneksel yaklaşımlarla modern anlayış arasında bu bakımdan belirli bir nitelik farkı bulunmaktadır.Bu fark aynı zamanda ülkeden ülkeye,uygarlıktan uygarlığa;bir dönemden bir başka döneme göre de ortaya çıkmaktadır.
    Kavramın tarihsel evriminin en çarpıcı örneği Batı tecrübesinde gözlenebilir.19.yy Avrupa’sını bu tecrübe ışığında irdeleyen Osmanlı aydını şu ilginç belirmeyi yapmaktadır:Avrupa’da bir yüz elli yıl önceye kadar vatan ve devlet kavramları özdeş kabul edilirdi.Devlet hükümdar demekti.Onun için vatanseverlik hükümdarın mülkünü,şan ve şerefini savunmaktan başka bir şey değildi.Hâkimiyetin millette olduğu kanaati doğunca vatan hakkındaki bu görüş doğdu:Vatan toprak ve ırkın bir toplamıdır.Irk ise dil demektir.Onun için Almanca konuşan insanların hepsi vatandaştır ve oturdukları her yerde vatandır.
    Fransızlara göre ise vatan,tarihin ve iradenin bir ürünüdür:birlikte yaşamış bulunmak vatanlıkta kandan ve dinden daha önemli bir etkendir.
    Yazar,Alman ve Fransızlar arasındaki bu anlayışı farkını şöyle yorumlar:Almanya’da yeni bir vatanseverlik doğduğu vakit bir devlet yoktu.Yüzden fazla küçük devlet vardı.Bunların halkı arasında dilden başka da bir bağ yoktu.Doğal olarak Almanlar büyük bir devlet kurabilmek için bu bağa dayanacaktı.Fransa’da ise bir tarih ve büyük bir devlet vardı.Bu devlet birçok milletleri idaresi altına almış ve onların çoğunu assimile etmişti.Bundan dolayı Fransızların vatan duygu ve fikirler,bu devleti devam ettirmek için geçmişe yani tarihe dayanacaktı.Almanlar tarihin koyduğu sınırları kaldırarak yeni bir devlet kurmayı düşünürken,Fransızlar tarihin kaldırdığı sınırların yeniden çıkmasına mani olarak devleti devam ettirecekti.
    Kısaca Fransa’da devlet ve tarih,milleti meydana getirmişti.Almanya’da millet,tarihi ve devleti yapmıştı.
    19.yy Avrupa’sına bu betimleme ile tanıklık eden yazar,bu yüzyılda Osmanlı toplumundaki vatan ve devlet anlayışlarını ise söz konusu örneklerde yola çıkarak şöyle açıklar:
    biz vatan için Almanya’nın kuruluşuna sebep olan görüşü kabul edemeyiz.Çünkü,dil Osmanlıları birbirine bağlayan bağların en kısasıdır.Bağımsız bir devlete sahibiz.Devlet kurma davamız yoktur.Bazı kimseler dil ve ırktan başka hiçbir bağa güvenmemek istiyor.Başka bağları değersiz sayıyor.Osmanlılık sade bir siyâsi heyettir,parçaları arasında hiçbir manevi bağlantı yoktur diyorlar.Ben bu düşüncelere katılmıyorum.Çünkü Osmanlıların çoğunluğu arasında din bağı vardır.Bu bağın önemi büyüktür.Batı Alemine bakarak bunu küçük görmek yanlıştır.Unutulmamalıdır ki İslâmlık,Hristiyanlık gibi sade ahlâki değil aynı zamanda toplumsal bir dindir.Üstelik Müslüman Osmanlıların tarihleri arsında aykırılık değil,ortaklık vardır.Tarih,Müslüman olmayanları asla birbirinden ayırmamıştır.
    Bir Osmanlı aydını olan Satı Bey’in (1880-1970) bu tanıklığı 19.yy’da vatan kavramının ufak tefek farklarla büyük ölçüde ırk,dil ve din gibi unsurlar tarafından belirlendiğini göstermektedir.
    Vatan,üzerinde ortak yaşam ile ortak ideallerin bireysel tanım,yetenek ve ifade biçimlerine olanak verecek şekilde gerçekleştiği yerdir.Kültür ve ideal birliği içinde ortak bağlara sahip olan insanlar,böyle bir ortaklığı belirli bir toprak parçası üzerinde yaşarlar.Vatan işte bu ortaklığın gerçekleştiği yerdir.Belirtilen bu değerler vatan kavramını kuru bir toprak parçası olmaktan çıkarır,manevî ve ulusal bir değer haline getirir.İşin bireysel boyutunda ise tek tek insanlarda,vatandaşlarda bu topraklarda yaşamaktan gurur duyulan bir mensubiyet bilinci ve duygusu ortaya çıkar.Buna göre vatan,”Benim ülkem”,”Benim vatanım”,”benim Türkiye’m”,Türkiye benim ülkem,bizim ülkemiz vs.” gibi deyimlerle ülkesine duyguyu,sevgiyi katarak dönüştürülen manevi bir değer haline gelir.


    TÜRKİYE’DE VATAN KAVRAMI VE VATAN SEVGİSİ

    Vatan,üzerinde yaşayanlara atalardan kalan bir mirastır.Bu vatanın kuşaklar boyu ortaya çıkan sürekliliğini gösterir.Tarih, vatanın sürekliliği uğruna canını ve malını vermekten çekinmeyen örneklerle doludur.Vatan sevgisi Türk toplumunda tarih ve gelenekle değerlerin beslediği bir toplumsal iklimdir.Bu iklimde en büyük değer üzerinde ortak bir kültürün filizlenmesine imkan veren coğrafyadır.Vatanseverliğin özünde işte bu coğrafya işte bu yurt parçası yer alır.Satı Bey’in yüz yıl önce belirttiği gibi vatanseverliğin esası yurt sevgisidir.İnsan memleketine ve vatandaşlarına birçok manevi bağlarla bağlıdır.Hattâ memleketten ayrılınca kendisinde bir vatan hasreti başlar.İnsanları birbirine bağlayan bağlar çok çeşitlidir.Kanda dilde,dinde,devlette birlik,geçmişe ait hatıralarda,bugüne ait menfaatlerde,geleceğe ait emellerde ortaklık,duygularda,alışkanlıklarda benzeyiş bu bağlardandır.
    Türkiye,Türk’ün vatanıdır.Onun her karış toprağı uğrunda ölen şehit kanları ile yoğrulmuştur.Her tarafı atalarımızın eseri,camiler,köprüler,hanlar ve türbeler gibi anıtlarla doludur.Geçmişin mukaddes hatıraları ile dolu olan bu vatanda bağlılığımız her dönem var olmuştur ve var olacaktır.
    Anayasaya göre”Türkiye Devleti vatan ve milletiyle bölünmez bir bütündür.”Bu ülkenin vatandaşı olan herkes bağımsız ve özgür bir milletin mensupları olarak değer ve kabul görürler.Bu modern ve eşitlikçi yapının mimarı olarak Atatürk vatan sevgisinde de örnektir.O,bütün başarısını milletiyle birlikte ve ondan güç alarak yaptığını her zaman itiraf etmekten büyük bir gurur duymuştur.Şu sözleri işte bu tezi doğrulamaktadır:”Ben şimdiye kadar millet ve vatan hayrına ne gibi hamleler yapmış isem,hep böyle halkımla temas ederek,onların alâka ve sevgilerinden,gösterdikleri samimiyetten kuvvet ve ilham alarak yaptım.”
    Vatanın korunması,her geçen gün daha da gelişip zenginleşmesi bir millet için idealdir.Bu ideali besleyen vatan sevgisidir.Vatan sevgisinin milletin fertlerini birbirine bağlamada önemli rolü vardır.Bu bakımdan yeni yetişen nesillere her vesile ile vatan sevgisi aşılanmalıdır.










    BU VATAN KİMİNDİR?
    Bu vatan bu toprağın kara bağrında
    Sıra dağlar gibi duranlarındır.
    Bir tarih boyunca uğrunda
    Kendini tarihe verenlerindir.
    Tutuşup kül olan ocaklarından
    Şahlanıp köpüren ırmaklarından
    Hudutlar gazâ bayraklarından
    Alnına ışıklar vuranlarındır.
    Ardına bakmadan yollara düşen
    Şimşek gibi çakan,sel gibi coşan
    Hudutlar gâza bayraklarından
    Cepheden cepheyi soranlarındır.
    İleri atılıp sellercesine
    Göğsünden vurulup tam ercesine
    Bir gül bahçesine girercesine
    Şu kara toprağa girenlerindir.
    Tarihin dilinden düşmez bu destan,
    Nehirler gazidir,dağlar kahraman
    Her taşı yakut olan bu vatan
    Can verme sırrına erenlerindir.
    GÖKYAY’ım ne desem ziyade değil,
    Bu sevgi bir kuru ifade değil,
    Sencileyin hasmı rüyada değil,
    Topun namlusunda görenlerindir.



    ORHAN ŞAİK GÖKYAY
    VATANDAŞ,VATANDAŞLIK VE VATANDAŞLIK BİLİNCİNİN OLUŞTURULMASI
    Vatandaşlık;siyasi anlamda bağımsız bir devlete mensup olma demektir.Devletin unsurlarından biri olan halkı,meydana getiren fertlere “vatandaş” denir.Vatandaş mensubu olduğu devletin yasal şartlarını ve egemenliği kabul eder.Devletine karşı yükümlülükleri vardır.Askerlik yapmak,vergi vermek,kamu hizmeti görmek gibi onları yerine getirir.Vatandaş ülkesinin yönetimine katkıda bulunmak,yada ülkesine,halkına ve devletine hizmet etmek için çalışır.Ülkesi için sahip olduğu görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirir.Seçimlerde görev alır,aday olur,oy kullanır.ü
    Vatandaşlık,bireylerin baskın güçler karşısında kendisini koruyacak yasal haklara sahip olması manasına da gelir.Bireylerin,Teb’a,Kul,Taife...gibi isimlerle anıldığı dönemlerde birey hak ve özgürlükleri de henüz siyasal literatürde yer almamıştı.Bu devirlerde birey değil,toplum ve devlet esas alınırdı.Bireyin görevi olur,fakat hakkı olmazdı.1789 Fransız İhtilâli ile bu anlayışta değişiklik oldu.Bireyin de devlet karşısında dokunulmaz hakları olduğu ilan ve kabul edildi.Yayınlanan “İnsan ve yurttaş hakları bildirgesi”nin 1.maddesinde her insan hukuk bakımında özgür ve eşit doğar ve böyle kalmaya devam eder denilerek insanlar arasındaki siyasal ve sosyal ayrımı öngören sınıflaşma reddedilmiştir.İşte bundan sonra dalga dalga tüm dünya yüzünde insanların eşitliği ve bazı dokunulmaz haklarından bahsedilmeye başlanmıştır.Bir ülkenin asıl sahipleri savaşta ve barışta kanını döken insanlardır.Bir ülkenin sınırları içinde yaşayan,dili,dini,ırkı ... ne olursa olsun her vatandaş toplumsal hayata yaptığı katkı nispetinde ülkenin mutluluğa ve ıstıraplarına ortak olmaya devam edecektir.
    Vatandaşlık bilinci;Öncelikle iyi insan olmak sonra da sorumlu ve duyarlı vatandaşlık duygusuna sahip olmak demektir.İyi insan kimdir?Yüzyıllardır,insanları;doğru,güzel,ahlaklı...vb. kavramlarıyla tanıştırabilmek için pek çok eğitici-öğretici çaba harcamış ve halen harcamaktadır.Şu ifadeler bu kavramı çok güzel açıklayan örneklerdir.
    “Hayatta mesud olmak için üç şey vardır.Çalışmak,sevmek ve ümit etmek.”
    “Kim ve ne olursa olsun,her ciğeri yanana su ver.”
    İyi insan olmak;birlikte yaşadığımız kişilerle sağlıklı,güvenilir,sevgi ve saygıya dayalı bir düzen oluşturmak demektir.Bu da insanlarla iyi ilşkiler kurabilmeyi ve insanlara tarafsız bir bakış açısıyla yaklaşmayla oluşur.
    “Vatandaşlık” bugün bireyin eriştiği yüksek bir seviyedir.Din,dil,ırk,cinsiyet vb. farklılıklar karşısında bireyin ezilmesine izin vermeyen bir statüdür.Dünyamızda hâlâ bireylerinin vatandaş seviyesine çıkamadığı ülkeler maalesef vardır.Ve o ülkeler medeniyetin imkanlarından yoksundur.
    1982 ANAYASASI VE VATANDAŞLIK HAKLARI
    Şu anda yürürlükte olan anayasamız 7 Kasım 1982 yılında kabul edilen 1982 anayasasıdır.Bu anayasanın en önemli konusu ise vatandaşlık haklarıdır.Bunlar anayasamızda sosyal haklar,ekonomik haklar ve siyasal haklar olmak üzere yer alırlar.
    DEVLET-VATANDAŞ İLİŞKİSİ
    Devlet-vatandaş ilşkilerinin temeli,kamu hizmeti ile bu işlerin yürütücüsü kamu görevlerine dayanmaktadır.Günümüzün en problemli alanlarından birisi,kamu-vatandaş ilişkileri ile ilgilidir.(Piyes Oynatılır)Kamu görevlerinin ortak vazifesi “vatandaş için devlet”anlayışıyla çalışmaktır.
    Vatandaş;kamu kurumlarından ve kamu görevlilerinden,dilekçesine bir işlem,talebine ve şikâyetine süratli ve objektif cevap bekleyen kişidir.Özellikle yüz yüze ilşkilerinde;öz güveni yetersiz,kararsız,sabırsız,şaşkın olabilir.Bu duruma kamu görevlilerinden beklenen;saygılı olma,güven verme,bilgilendirme,eğitme,tarif etme,ilgilenme ve yardımcı olma gibi yaklaşımlarda bulunmaktır.
    TÜRK VATANDAŞLIĞI
    Anayasamızda “Türk Vatandaşlığı” şöyle açıklanıyor:
    “Madde 66.-Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.
    Türk babanın veya Türk annenin çocuğu Türk’tür.Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
    Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.”
    “Türk Vatandaşlığı Kanunu”Türk vatandaşlığının kazanılmasını üç kategoride ön görmektedir.
    1. Kanun yolu ile vatandaşlığın kazanılması:Türkiye içinde veya dışında Türk babadan olan yada Türk anadan doğan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşı olarak kabul edilir.
    2. Doğum yeri ile kazanılan vatandaşlıklar:Türkiye’de doğan ve vatandaşlığını ana babasından doğumla kazanmayan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşlarıdır.
    3. Evlenme ile kazanılan vatandaşlık:Bir Türk’le evlenen yabancı kadın Türk vatandaşlığına geçmek istediğinde isteği 42.madde de gösterilen şekilde bildirdiği veya vatansız bulunduğu veyahut evlenmekle eski vatandaşlığını kaybettiği takdirde Türk vatandaşlığını kendiliğinden kazanır.
    “Dördüncü Bölüm
    evlenmede vatandaşlıkla ilgili beyan
    madde 42:5ve 19. maddelerdeki beyanlar.
    b)Evlenme,evlendirmeye yetkili yabancı makamlar önünde yapıldığı takdirde evlenmeyi tescil ile görevli Türk makamlarına,evlenme akdinde başlayarak bir aylık süre içinde,yazılı olarak yapılır.
    Birinci fıkraya uygun olarak yapılan beyanı alan makam evlendirmenin tesciline ait muameleli evrak ile birlikte,bunu ilgili nüfus memurluğuna gönderir.”

    Çifte vatandaşlık hakkında görüşleri alınır.
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş