www.devo.com.tr adresinde öğretmenler gününe özel eğitim materyallerinde çeşitli indirimler vardır.

Merhaba Ziyaretçi

testkutusu

Milli Kültür ve Gençlik

'Serbest Kürsü' forumunda sevimli tarafından 4 Mayıs 2007 tarihinde açılan konu

  1. sevimli

    sevimli "İyilik büyüktür, küçükte olsa" Üye

    Katılım:
    2 Mart 2007
    Mesaj:
    562
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    16
    Milli Kültür Ve Gençlik

    İlmi araştırmalar neticesinde görüldüğü gibi, "milli kültür" istikbalde devam edecek olan veya devam etmesi arzulanan milli varlığın en mühim öğesi; istikbalin sahibi ve ışığı olan gençlik ise, saflık, güzellik, temdik, dürüstlük, canlılık demektir. Bu sebeple milli kültür ile gençlik arasında çok şifa ve kopmaması gereken milli ve manevi bir bağın bulunduğu göz önünde tutulursa, milli kültür deyince gençlik, gençlik deyince de milli kültür aklımıza gelecek; milli kültür olmadan, arzu edilen ideal bir gençlik düşünmek ve beklemek mümkün olamayacağı gibi, iyi yetişmiş, şuurlu bir gençlik olmadan da milli kültürü korumak, geliştirmek ve devam ettirmek mümkün olamayacaktır.


    Bu genel girişten sonra, kültür, milli kültür ve gençlik kavramlarım açıklayarak, aralarındaki bağ ve münasebeti genel çizgileriyle ifade etmeye çalışalım.


    Bizde kültür ve medeniyet konulan üzerinde ilk ilmi araştırma yapan düşünür Ziya GÖKALP "Hars, yalnız bir milletin dini, ahlakı :. iktisadi ve fenni hayatlarının ahenkli bütünüdür"şeklinde tarif ederken; kültür ve kültür değişmeleri üzerindeki araştırmaları ile ün yapmış olan Prof. Dr. Mümtaz Turhan: "Kültür bir cemiyetin sahip olduğu maddi ve manevi kıymetlerden teşekkül eden öyle bir bütündür ki, cemiyet içinde mevcut her çeşit bilgiyi, alakalan, itiyatları, kıymet ölçülerini, genel durum ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini içine alır" şeklinde açıklar. Devlet kurucumuz Atatürk ise: "Kültür okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mana çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekayı terbiye etmektir" şeklinde tarif eder.


    Görülüyor ki, kültür bir cemiyetin hayat belirtileri olarak tabii yaşama ihtiyaçlarından doğmuş, onlara çare bulma tarzları olarak ortaya çıkmıştır. İnsanoğlunun biyolojik, sosyal ve ruhi olmak üzere üç türlü ihtiyacı olup, bunları kısaca milli ve manevi ihtiyaçları olarak da ifade edebiliriz. İnsan ve cemiyetin değer yargılan da diyebileceğimiz bu ihtiyaçlar, günümüzde milli ve manevi kültür olarak ifade edilmektedir.


    Şimdi de tebliğimizin konusunu teşkil eden milli kültürü açıklayalım. Milli kültür, bir arada yaşama arzu ve iradesini duyan, tarihi ve gelenekleri içerisinde birlikte yaşama şuuruna erişmiş cilan, aynı dili konuşan ve bu sebeple de ortak değerleri bulunan milletlerin ortaya çıkardığı değer yargılarının ahenkli bir bütünüdür. Yani milli kültür: "Millet haline gelmenin temel unsuru olduğu kadar, millet halinde gelişmenin de temel şartı"dır. "Her milletin mutlaka bir milli kültürü vardır, her milli kültür de muhakkak bir millet yaratacaktır. Bu cümleden olarak, millet hayatının temeli milli kültürdür. Çünkü, millet kültür birliği demektir, kültür birliği olan cemiyet demektir". Şu halde milli devlet milli kültüre dayalı devlet demektir. Milli devlet, milli kültürü koruyan, geliştiren, yücelten ve milli hayatın bu vasat içinde sürüp gitmesini temin eden, böylece ferde ve millete hakiki saadet yolunu açan organizasyon demektir. Hal böyle olunca, insanlık tarihinin genel atası içinde milli kültürün yeri, önemi ve değerinin büyük olduğu kendiliğinden anlaşılır. Çünkü milletler, milletler ailesi içindeki, varlıklarını ancak ve ancak kendilerini meydana getiren ve devam ettiren milli kültürlerine borçludurlar. Bu görüşten hareketle, Türk milletini dünden bugünlere getiren değerlerimize sahip çıkmak, onları yozlaştırmadan korumak ve milli kültürümüzü yükseltmek başlıca milli vazifemiz olmalıdır.


    Milli Kültürü Koruyarak Yükseltecek Olan Gençliğe Gelince

    Gençlik, dün ile bugün arasında köprü kurarak, yarına ışık tutan, istikbalde millet, vatan, istiklal ve devletin mukadderatını elinde bulunduracak olan "kökü mazide olan atidir". Bir ülke hangi rejimle idare edilirse e-dilsin, rejimin ve istiklalinin teminat unsurlarının başında, o milletin gençliği gelir. Buna göre gençlik, devletin bilgisi ve denetimi altında, aile-çevre-okul-işyeri-basın-yayın işbirliği içinde, bütün yönleriyle milli şuuru, milli terbiyeyi ve milli kültürü aklın ve ilmin ışığında almaya yönelmiş; bedenen, ruhen ve fikren sağlam ve şuurlu bir şekilde devlet ve millet hizmetini canla başla yürütmek üzere bekleyen yarının büyükleridir.


    Bir ülkenin gençliği, şüphesiz o milletin yalnız lise ve üniversitede okuyan gençlerinden ibaret değildir. Kız-erkek, asker-sivil, işçi-köylü-şehirli, okumuş okumamış, 14-24 yaş arasındaki bütün millet fertleri, o ülke gençliğinin birer uzvudurlar. Dinç, dinamik ve zihnen bulunan gençlik, her ülkenin ve milletin geleceği demektir. Her milletin gençliği, ülkenin fikri ve ruh yapısını temsil ettiği kadar, organik olarak da, o milletin doğacak yardımının yükünü taşır. Milletlerin yarınları, gençlerin müspet rolleriyle aydınlanır veya menfi tesirleriyle kararır, parlar veya söner. Hür düşünce, her şeyi öğrenme merakı; gerçeğe, çevreye karşı tenkitçilik; spor bilgi ve sanata heves; görüşlerde yenilik, fikirlerde inkılapçılık her çağın ve her milletin gençliğinde var olan hususlardır, işte bir milleti kalkındırmak, yükseltmek ve yaşatmak isteyen vatanseverlerin de; alçaltmak, batırmak ve yok etmek isteyen vatan hainlerinin de gençleri hedef seçişlerinin sebebi budur.


    İstikbalimizi emanet edeceğimiz gençlere; dilimiz, edebiyatımız, tarihimiz, dinimiz, sanatımız, folklorumuz, örf, adet ve ananelerimiz, kısaca kültür ve medeniyetimiz çok dikkatli ve şuurlu bir şekilde öğretildiği taktirde, "Türk milletinin bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve tasada ortak yapan" duygu, düşünce ve ülkülerimiz ile bizi diğer milletlerden ayıran milli kültürümüz daima canlı kalacak; bu sayede de milletimizin özü değişmeyecektir. Bu öze, duyguya, ruha ve inanca bağlı kalmak şartıyla, başka kültür ve medeniyetlerle de münasebetler kurmak, onlardan da bazı değerler almak, devamlı bir gelişme ve yenileme içinde bulunmak suretiyle Atatürk'ün gösterdiği hedef olan: "Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma" yolunda istikbale doğru emin adımlar atılabilecektir.


    Türk gençliğinin dün-bugün-yarın köprüsünü kurabilmesi; iyi-kötü, yararlı-zararlı, doğru-yanlış, haklı-haksız, gibi milli ve milletlerarası değer hükümlerini kavrayabilmesi için, milli kültürümüzü çok iyi bir şekilde öğrenmesi şarttır. Ancak o zaman milli ve manevi değerlerimizle bağdaşmayan yıkıcı, bölücü, bozguncu akımlara kapılarımız kapalı olacak ve böylece de milli birlik ve beraberliğimiz daim kalacaktır. Buna karşılık, eğitim ve öğretim yuvalarından çıkan gençlerin, milli kültürden yani milli ve manevi değerlerimizden habersiz olarak yetişmeleri, meslek hayatları sırasında telafisi mümkün olmayan yaralar açacak ve bundan da devlet ve millet sonsuz zarar görecektir.


    Ferdi şahsiyeti besleyen milli şahsiyet, milli kültür yoluyla teşekkül ettiğinden; gençlere milli kültür duygusu, bilgisi ve şuuru vermek suretiyle, bugün lise veya üniversite öğrencisi olan Türk genci, ilmi ve milli şahsiyetiyle yarın memleket mukadderatına hakim olacak ve devlet hizmetinde mühim vazifeler ifâ edecektir. Yani o; avukat, savcı, hakim olarak adaleti koruyacak; asker olarak vatanı müdafaa edecek; öğretmen olarak bir maneviyat mimarı sıfatıyla, öğrencileri eğitecek, fedakar ve vefakar nesiller yetiştirecek; edip ve sanatkar olarak ince hayali ve kudretli kalemi ile Türk'ün duygularını dile getirecek; teknik adam olarak vatanı imar edecek; doktor olarak Türk insanının sağlığını koruyacak; gazeteci olarak millete rehberlik edecek; siyasetçi olarak milli menfaatları ülke içinde ve dışında başarıyla koruyacak, Türk milletinin itibarını yükseltecek, hürriyet ve demokrasinin savunucusu olacaktır. Hülasa Türk genci, hangi mesleğe girerse girsin, şunları asla unutmayacaktır: Her şey vatan, millet, istiklal, bayrak, milli ve manevi değerler içindir.


    Netice olarak diyebiliriz ki; ruhu, karakteri, ahlaki meziyetleri ve milli-manevi değerleriyle Türk kalmak, ama ilimde, fende, teknikte ileri olmak için, milli kültürümüz eğitimin temel ilkeleri arasında vazgeçilemez bir öğe olmalıdır. Milli kültürün muhtevası, eğitimin oturduğu en sağlam temellerden biri sayılmalıdır. Böylece gençler, milli kültürümüze karşı ilgi, sevgi ve saygı duyacak, ruhlarındaki boşluk milli ülküler ve duygularla dolacak, milli tarih şuurunu alarak, sadece geçmişiyle öğünen değil, geleceğine de güvenle, ümitle bakan yapıcı ve yaratıcı kişiler olarak yetişecek, vatanın kutsallığı şuuruna ererek, vatanını sevecek, devletini sayacak, çağdaş medeniyet ve insanlık değerlerini tanıyarak ilgi duyacak, ilmi faaliyetlerde bulunacak, milli tarih ve milli kültür hazinelerimizi, kültür ve medeniyet çevrelerimizi, kültür elçilerimizi ve bunların Türklüğe ve insanlığa hizmetlerini öğrenmek suretiyle aşağılık duygusuna düşmeyerek, yabancı kültürlere hayranlık duymayacak, eğilmez ahlakı ve bükülmez hür iradesiyle ilmi menfaatlar yanında yer alarak; milletini, vatanını, devletini, bayrağını, istiklalini, tarihini, coğrafyasını, milli ve manevi değerlerini Türk Milliyetçiliği esasları çerçevesinde severek öğrenen, koruyan ve kollayan milli birlik ve beraberlik içinde Milli Kültür ile içice bir Türk Gençliği yetişecek ve istikbalimize hakim olacaktır.
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş