www.devo.com.tr adresinde öğretmenler gününe özel eğitim materyallerinde çeşitli indirimler vardır.

Merhaba Ziyaretçi

testkutusu

Kurtuluşun Hikayesİ

'Yazılı Dökümanlar' forumunda sevimli tarafından 22 Haziran 2007 tarihinde açılan konu

  1. sevimli

    sevimli "İyilik büyüktür, küçükte olsa" Üye

    Katılım:
    2 Mart 2007
    Mesaj:
    562
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    16
    Kurtuluşun Hikayesİ

    Yirmiyedi aralık bindokuzyuzondokuz
    Dağlarına kar yağmış Ankara`nın
    Ankara ; bozkırın ortasında unutulmaya yüz tutmuş heybetli şehir
    Ah kardaş kim dayanır yüzyılların sürgün edilmişliğine
    Ama Ankara bir gurur abidesi gibi ayaktadır
    O sarışın kurt için hazırlamıştır bedenini
    Yıkıntıların ortasında bir kaleye yaslamış sırtını
    Ve bataklığından hastalık yayılır
    Ankara ; bozkırın ortasında yoklukların şehri
    Yeniden doğmak için bekliyor
    Yüzyılın bir kere doğurduğu o büyük dehayı koynuna

    İstanbul`a gitmeli diyordu komutanlardan bazıları
    Ve Sivas Kongresinin zatı muhteremleri
    `Siyasetin uzağında kalmak yenilmek demektir` diyorlardı
    `Eğer meclis padişaha düşmanlık ilan ederse`
    `Anadolu halkı kimin arkasından gider`
    `Kuva-yi milliye`nin mi` diyordu Kara Vasıf Bey
    Belliydi ki; Mustafa Kemal Pasanın özgürlük ateşi sarmamıştır yüreklerini daha
    Ve Türk insanının doğasını anlamamışlardır
    Ve üstelik esaretten kurtulma savaşında bir başka esarete bakıyorlardı
    Yüzyılın esaretine; padişahın kulluk esaretine
    `İstanbul yönetmenin ve elde etmenin bağrıdır` diyorlardi bu yüzden

    Halkın bağrından iyi toprak mı vardı
    İstanbul`un ihanetin pusunda kalmış sokaklarını düşündü O
    Düşmanın süngüleriyle çiğnediği kutsiyeti de
    `Halk için savaşacaksak eğer`
    `Halkın yanında olmalıyız` diyordu O
    Gözlerinden zaferi müjdeleyen ışığı şavkılayarak
    Boz kalpağı başında dimdik duruyordu Dikmen sırtlarında
    Anlamak halkı
    Ve onlar için savaşıldığına inandirabilmek
    Hangi güç durabilirdi inanmış Türk insanının karşısında
    Gülümsedi Mustafa Kemal Paşa
    Bir o biliyordu sanki zaferin kesinliğini
    Hiç bir inanç bilmenin keskinliği olmadan beslenemezdi
    O geleceğin rüzgarında bugünü yaşayandı belki

    `Bir millet istemezse kimse esaret altına alamaz` diyordu
    `Türk milleti yüzyıllardır cihana hükmetti`
    `Ve bu millete kimse hizmet etmeyi öğretemedi` diye anlatıyordu
    `Millet bir koyun sürüsü ona bir çoban lazım o da benim` diyordu padişah
    İstanbulun semalarına yükselen teslimiyet ruhuydu
    Ankara özgürlüğün tacını giydirecek Anadolu`nun toprağına diyordu
    Dişlerinin arasından ıslık gibi çıkan bir nefret sözcüğüydü saltanat
    `Bu milleti yok eden kul olma duygusudur`
    `İşte bu yüzden Ankaradayız`
    `İşte bu yüzden İstanbul`un yılgın toprağından uzaktayız`
    `Hiç bir devlete boyun eğmemiş Anadolu halkının yüreğidir benim güvencem`
    `İşte bu yüzden Ankara` diyordu ona bunu soranlara
    Mandacıların ve himaye isteyenlerin elde edemediği ruhtur Ankara
    `İşte Anadolu`nun bu saf cocuklarıdır gözlerime vuran inancın bilinmişliği`
    `Bu yüzden Ankara`dır bundan sonra mücadelemizin kalesi` diyordu O
    Yirmiyedi aralığın güneşli ama soğuk bir gününde
    İnancıyla Mustafa Kemal Paşa tarihin en orta yerinde depremler yaratıyordu
    Hiçbirşey artık eskisi gibi olmayacaktı

    Hiçbir abartı katılmamış bir kahramanlık türküsüdür bu kardaş
    Eski zaman ezgileri gibi yayılır dudaklarından O sarışın kurdun
    Ve Anadolu halkı özgürlük düşerini yeniden hatırlar
    Yeniden tarihleri allak bullak eden gücünü görür
    Tek bir yalan katılmamış
    Ve nasıl anlatılırsa anlatılsın
    Her kelimesinde yetersiz kalan bir destandır bu

    Herşeyden önce meclis
    Herşeyden önce meşruluk diyordu O
    Askeri olmayan, ordusu olmayan bu adama gülüyordu herkes
    Ziraat mektebinin ışığı bile soluktur
    Neye yarayacak meclis diyorlardı
    Gülüyordu O içine atarak bütün hırsını
    Savaş kazanıldığı gibi kaybedilir
    Kazandın savaşı diyelim
    Kim oturacak düşmanın karşısına meclis yoksa
    Düşmandan kurtarıp bir başka düşmana
    Padişaha ve halkı unutmuşlara mı teslim edeceğiz bu vatanı
    Onu anlamayanlar arasında bir yalnız dev gibiydi
    Düşüncelerinim enginliği kadardı yalnızlığı

    Böyle başlar kurtuluşun Ankara günleri kardaş
    Kimselerin bilmediği tarih kaderin yoldaşlığında yazılıyordu
    Güneyde Fransizlar ve İtalyanlar
    İzmir`in bahar kokularında Yunanlılar
    Ve İngilizler
    Ve en çok düşman olanlar: padişah ve saltanat sevdalıları
    Tanımakta aciz oldukları; ki kendi beğenmişliklerinin eseriydi bu
    Türk Milleti`nin kudretini öğrenecekleri felaketlerine yürüyorlardı…
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş