www.devo.com.tr adresinde öğretmenler gününe özel eğitim materyallerinde çeşitli indirimler vardır.

Merhaba Ziyaretçi

testkutusu

Çanakkale Şiirleri

'Yazılı Dökümanlar' forumunda erkanisanmaz tarafından 16 Mart 2007 tarihinde açılan konu

  1. erkanisanmaz

    erkanisanmaz Site Yöneticisi Site Yetkilisi Admin

    Katılım:
    20 Ocak 2007
    Mesaj:
    5,360
    Alınan Beğeniler:
    932
    Ödül Puanları:
    113
    Bir Yolcuya - Necmettin Halil Onan

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
    Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
    İstiklal uğrunda, namus yolunda,
    Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
    Mübarek kanını kattığı yerdir.

    Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin...
    Bir harbin sonunda, bütün milletin,
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


    Çanakkale - Fatima Humeyra Kavak

    Ezanlar çınlasın, göklere yükselsin nida...
    Bu vatan için binlerce canlar olsun feda...
    Yükselirken ruhlar, yaratan Rabbin katına...
    Aşka gelen diller, söyleşir şeyda şeyda...

    Al kanların üzerine, yıldızlar yağmış...
    Ay'ın şavkı Hilal olmuş, uzanmış...
    Yâ Rab! bu ne tablo, şehitler sıra sıra...
    Diller susmuş, gözler tevekküle dalmış...
















    Onlar Öndeler

    Habîbullah’ı sevmek;
    Hz. Âmine gibi.
    Son nefesinde elinden şefkatle tutup seslenmişti ona:
    ey dehşetli ölüm okundan,
    ALLAH’IN yardım ve ihsanıyla,
    yüz deve karşılığında kurtulan zatın oğlu;
    ALLAH seni aziz ve devamlı kılsın.
    Eğer rüyada gördüklerim doğruysa,
    Sen, celal ve ikram sahibi olan ALLAH tarafından,
    Âdemoğullarına peygamber gönderileceksin.
    Sen, ceddin İbrahim’in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin.
    ALLAH seni putlardan koruyacak ve alıkoyacaktır.

    Her yaşayan ölür, her yeni eskir.
    Evet, ben de öleceğim.
    Fakat ismim ebedi olarak yâd edilecektir
    çünkü tertemiz bir evlat doğurmuş,
    arkamda hayırlı bir yâd edici bırakmış bulunuyorum.
    Ve huzurla kapanan anne gözleri…
    Ve acıyla ıslanan minik gözbebekleri…
    Seneler sonra, bir sefer dönüşünde,
    Ebva’dan geçerken,
    aziz ve muhterem annesinin kabrini ziyaret ediyor ve ağlıyordu.
    Onun ağladığını görünce sahabede ağlamaya başladı.
    Ve gözyaşının sebebini söyledi:
    annemim bana olan şefkat ve merhametini hatırladım.
    Habibullah’ı sevmek;
    Necaşi gibi.
    Habeşistan’a Hicret eden Mekkeli Müslümanları dinleyince; kendini tutamadı.
    Sizi ve yanından geldiğiniz Zâtı tebrik ederim ki; O, ALLAH’IN Resulüdür.
    Zaten biz O’nun vasıflarını kitabımız olan İncil de okumuştuk.
    O Peygamberi, Meryem oğlu İsa da; insanlığa müjdelemişti.
    ALLAH’A yemin olsun ki; eğer O, benim ülkemde bulunmuş olsaydı;
    ayakkabılarını taşır, ayaklarını yıkardım.
    Resûlullah’ı sevmek,
    Varaka Bin Nevfel gibi,
    Duyunca Hira Nur dağındaki geceyi; ihtiyar bir haykırışa döndü kelimeler.
    KUDDÜS… KUDDÜS!
    Bu gördüğün melek; Yüce ALLAH’IN Musa peygambere gönderdiği;
    Rûhûl Kudüs’tür; Namus-u Ekber’dir.
    Sen ise bu ümmetin peygamberisin.
    Ah ne olurdu, yeni dine halkı çağırdığın günlerde ben de genç olsaydım,
    kavmim seni yurdundan çıkaracakları zaman sağ olsaydım…
    Eğer senin davet gününe yetişirsem, bütün gücümle sana yardım edeceğim;
    O yetişemedi davet gününe…
    AMA yetişenler vardı: çekirdekten filize, daldan meyveye doğru yetişenler vardı…
    ASHAB VARDI…
    Habibullah’ı sevmek;
    Ashab-ı Güzîn Gibi…
    Ama hangi birini örneklesin zaman?
    Ehlibeyti mi, Aşere-i Mubeşşereyi mi, Ensârı mı, Muhaciri mi?
    Ashab-ı Güzîn’e örnek; Ammar Bin Yâsir olsun:
    Babası ve annesi İslam’ın ilk şehitleri…
    Ammar Bin Yâsir’e İslam’a girdi diye,
    çöl güneşinin altında demirden bir gömlek giydiriliyor,
    o kavurucu sıcaktan ilikleri eriyor…
    Bir başka işkence: Ateşle dağlanıyor Ammar; küfre zorlanıyor.
    Ve Ammar bu azaptan gözünü açınca, Efendimizin yanında buluyor kendini;
    ’İşkencenin her türlüsünü tattık, Ya Resûlullah’ diyor,
    Önce Peygamber duası;
    Allah’ım, Ammar ailesinden hiç kimseye cehennem azabını tattırma!
    Sonra Peygamber müjdesi:
    Ey Ammar! Sen, bu işkencelerle ölmeyecek, uzun bir müddet yaşayacaksın.
    Senin ölümün azgın bir topluluğun eliyle olacak.

    SEVMEK…
    HABİBULLAHI; ASHAB-I GÜZİN GİBİ…
    Geceye adım adım yürüdüler.
    Korkuya adım adım yürüdüler.
    Onlar öndeler, Onlar öncüler…
    Hiç düşünmeden bir an; onlar öldüler.

    Yılmadan yıkılmadan direndiler,
    Yaradan adına can verendiler,
    Onlar öndeler, Onlar öncüler…
    Hiç düşünmeden bir an; onlar öldüler.
     
  2. What DedinGülüm

    What DedinGülüm ATIN İYİSİNE DORU,YİĞİDİN İYİSİNE DELİ DERLER Üye

    Katılım:
    8 Ekim 2009
    Mesaj:
    464
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Çanakkale Şiirleri

    TEŞEKKÜR EDERİM HOCAM ELİNİZE SAĞLIK
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş